Sandık Kokusu

Bu gün bir şeye bakayım diye çeyiz sandığımı açtım.
Çocukluğumun en heyecanlı günleri beni sandıkta bekliyormuş.
Ben çocukken teyzem genç kızdı.
Tatiller de memlekete gidince anneannem, teyzeme yaptığı çeyizleri,anneme gösterirdi.
Kız kardeşimle bana da sandığın içinden çıkan bütün o çeyizler ile birlikte saklanan patikleri,tesbihleri hamam taslarını,Kabe'den gelmiş ufak metal tasları, takkeleri,namaz örtülerini,dantel modellerini, ipleri, kumaşları,havluları karıştırmak,elimize ayağımıza,kafamıza giymek...
Bu ne?, bu ne? diye her şeyden haberdar olmaya çalışmak... Ve o sandık kokusunun içinde ''annemin dağıtmayın, ellemeyin'' çığlıkları arasında bu benim olsun mu? diye anneannemi çekiştirmek düşerdi.
Benim çocuklarım erkek oldukları için yanıma bile uğramadılar.
Ben de sandığın kokusunda kayboldum.
Anneannemin sandığı ulaşılabilirdi.
Ya babaannemin ki...
Ulaşılamaz,ellenemez hazinelere sahipti.
Bir şey çıkaracaksa bile biz evde yokken çıkarır.
Bir kenara hazırlar anneme usulca verirdi.
Neler vardı? acaba!....
Kendine sorarsanız bir şey yoktu ...
Bize sorarsanız çocuk aklıyla hazineler vardı...
Babaannemi 8 ay önce kaybettik...
Sandığı ise çok önceden dağılmıştı.
Yaklaşık 10-12 yıl önce...
Benim hisseme de bir şeyler düştü.
Kimini kendi eliyle verdi.
Kimini annem sen bunları değerlendirirsin diyerek verdi.
Şimdi benim için en kıymetlilerini sizlere de göstereyim.
Türk İşi

Peşkir

Türk İşi

Peşkirler

Türk İşi

Türk İşi

Türk İşi
   Çocukken ulaşılamaz olanlar şimdi benim sandığımda kim bilir kimlerin el emeği göz nuru.....
         Babaannemin bir sözü vardı:
                       ''Şu çaput kadar ömrümüz yok...'''
         Şimdi o parmaklar toprak oldular.
         Allah hepsine rahmet eylesin....



Etiketler: , , , ,