16 Aralık 2011 Cuma

Elmalı Marmelatlı Kek

Çocuklarım abur cubur yemesinler diye mutfak masasının üzerinde hep bir kek bulunsun istiyorum.
En azından ev yapımı olduğunu düşünüyorum.
Yaklaşık 2 yıldır böyle...
Her pazartesi sabahı 4 yumurta buzdolabından çıkıp tezgahın üzerine yerleşiyor.
Çocuklar okuldan gelmeye evi kekin kokusu sarıyor.
En sevdikleri limonlu kek...
Bu pazartesi kekimiz elmalı marmelatlıydı...

Elmalı Turta

Malzemeler                                            
4 yumurta,
1.5 su bardağı toz şeker,
1 su bardağı yoğurt,
1 su bardağı sıvı yağ,
3.5 su bardağı un, 
1 paket vanilya,
1 paket kabartma tozu,
Üzerine:
2-3 tane elma,
1 su bardağı kayısı yada erik marmelatı
Yapılışı:
 Önce yumurta ve şekeri iyice çırpıp geri kalan malzemeler de katıldıktan sonra uygun bir kaba boşaltıyoruz.
Üzerine elmaları dilimleyip diziyoruz.160 derece önceden ısıtılmış fırında 40-45 dakika pişiriyoruz.
Pişen keki çıkartıp üzerine kayısı yada erik marmelatını kaşık yardımı ile yayıyoruz.
Yeniden sıcak fırına koyup 2-3 dakika daha fırınlıyoruz.
Hepsi bu kadar.

15 Aralık 2011 Perşembe

Eski Kotlar Ortada

Eski kotları yeniden ortaya çıkardım.


Geri Dönüşüm
 İçlerinden ikisi ile mutfak önlüğü dikeceğim.
Bu gün onları kesme,garnitürlerini hazırlama günü ilan ediyorum.
Hobi Dünyası
Kesmeye başladım bile bu krem olanı kendim için dikeceğim.
Krem rengi olduğu için dizleri ve cep kenarları çok lekelenmişti.O yüzden kullanılamaz halde arkası ile idare edeceğiz artık .Kaba taslak fena bişi olmayacak gibi.....

Mutfak Önlüğü Olma Yolunda
Bakalım Neler Olacak!

12 Aralık 2011 Pazartesi

Bunlar Hediye!!!!!!!

Kuzenim anne oldu! 
Zeynep'ciğim sağlık ve mutlulukla yaşasın inşaallah.
Odasına benden minik bir hatıra göndereceğim.
Ece Hanım'ın blogundan öğrendiğim tekniği ikinci kez
cici bir kız için kullanıyorum.


İlk çalışmam daha başarılı olmuştu sanki.
Bu kez hamur biraz zor kurudu.
 Dekopaj tutkalı çabuk dondu.
Hamurla dekopaj kağıdının arasında hava kabarcıkları oluştu.
Bunu hele hiç anlamadım.Çünkü her şey bitti.
Sprey vernik ile vernikledim . 
Ta ta ta tammm.....
Hava kabarcıları...
Anlayan varsa beni bilgilendirirseniz sevinirim.
Bir daha ki sefere aynı hataları yapmamak için.
Herkese iyi bir hafta diliyorum.

6 Aralık 2011 Salı

Pasta MEDOVİK

İlk pastamı annemin pasta kitabından yapmıştım.
Tam 22 yıl önce Milföy Pasta ...
O zaman şimdiki milföy hamurları falan yoktu.
Kaldı ki tarifi aldığım pasta kitabı daha eski idi.
Milföyü kat kat anlamı ile kullanmış olmalı yazar....
Bloglar da gezerken bir pasta tarifine rastladım.
Aynı milföy pasta ama adı MEDOVİK.
Rus pastası ballı pasta da deniyormuş.
Hamur tarifi biraz farklıydı.
Rus Pastası

Ballı Pasta
Denedim.
Hamur harika oldu.Tam anlamıyla petibör bisküvi tadında...
Ama krema için aynı şeyi söyleyemem.Çiğ kremayı şekerle çırpınca yağlı ve yavan arasında bir tat elde ediyorsunuz. 
Krem şantinin ellerini öpersiniz.Ki ben krem şanti de sevmem.
4 bardak süt,
2 çorba kaşığı un,
2 çorba kaşığı buğday nişastası,
1 yumurta,
1 su bardağı şeker,
1 paket vanilya
(İsterseniz 3 çorba kaşığı kakao)
Hepsini karıştırıp orta ateşte karıştıra karıştıra koyulaşan 
güzel kremayı ılıyınca 50 gr. margarin ile iyice çırpıp soğutarak bu pasta da kullanmak yeni hedefim.
Deneyince size de dönerim.
Bütün pastalarım da kullandığım bu tarif ilk yaptığım pastanın kreması.22 yıldır aman tuttu tutmadı diyerek beni utandırıp bunaltmadı.
Bu pasta için iki blog daha buldum.
Onların yorumlarına da bir bakın derim.
EVCİLİK
PETUNYALARIM

27 Kasım 2011 Pazar

Poğaça ve Pazar Sabahı

Akşam geç saatte mutfak ruhum geldi.
Kalkıp hamuru yoğurdum,poğaçaları yapıp tepsiye yerleştirdim.Zeytinli ve peynirli yaptım.
Buzdolabına kaldırdım.
Sabah ilk iş onları dolaptan çıkarıp üzerine yumurtasını
sürüp fırına gönderdim.
Fırından gelen kokular bütün ev halkını mutfağa çağırdı.


Zeytinli Poğaça
''Pazar pazar bizi erkenden uyandırıyorsun'' diyen büyük oğlumun dahi gıkı çıkmadan kahvaltıya gelişini anlatamam...
Bu ilk tepsi gördüğünüz gibi biraz daha pişmeliydi.
Resimlemek için bile ev halkını tepsiden uzak tutamadım!
PAZAR GÜNÜ POĞAÇASI
Malzemeler:
1 su bardağı su,
1 su bardağı süt, 
1 su bardağı ayçiçek yağı,
1 paket yaşmaya,
1 tatlı kaşığı tuz, 
3 çorba kaşığı toz şeker,
Aldığı kadar un.
Yapılışı:Su ve sütü ılıtıp mayayı içinde eritiyoruz.
Tuz,şeker,yağı ekleyip karıştırıyoruz.
Unu ekleyerek yoğurmaya başlıyoruz.
Elimizi içinden rahatça çıkara bileceğimiz  hale gelecek kadar un katıyoruz.
Çok katı değil ama yapış yapışta değil.
10 dakika dinlendirip poğaçalarımızı yapıyoruz.
Tepsiye yerleştirip mayalanması için üzerini kapatıyoruz.
Ben sabaha kadar yavaş mayalanması için buzdolabına kaldırdım.
Hızlandırmak isterseniz daha ılık bir yerde bekletebilirsiniz.
Mayalandıktan sonra üzerine yumurta sürüp 200 derece ısıtılmış fırında pişirin.
2 tepsi poğaça oldu yada 25 adet
(Ben adet bilmeyi seviyorum.)
AFİYET OLSUN

26 Kasım 2011 Cumartesi

Masa Örtüsünden Haber Var



Handmade





Kanaviçe masa örtüsünü merak edenler.
Bu hafta elimden hiç düşürmedim. 
Hiç bu kadar üzerine düşmemiştim. 
Bakayım 1 haftada ne kadar işleyeceğim diye
bütün işi gücü bıraktım.
Hafta sonu hariç 5 günde sadece bir karış ilerleme kaydettim.
Annemin çeyizime işlettiği kanaviçe takımın kıymetini şimdi daha iyi anlıyorum.
Ne emek?Ne emek?
Ne yazık ki hiç kullanma fırsatı bulamadım.
Artık yatak takımı kullanılan karyolalar yok.
Mobilyalar kenarlı,yatak örtüleri yere kadar,yorganlar kaplama değil...
Oysa annemin tiril tiril ütülü takımlarını sermesini,
yorganları kaplamasını,yün yatağı kabarta kabarta düzeltmesini seyrettiğim günler hala hafızamda...
Sabah annemin yatağı düzeltme ritüeli 20 dakika falan sürerdi.
Yatağını düzeltip şöyle bir karşıdan bakardı.
Biz üç kardeşte o yatağa hep uzaktan bakar,üzerinde zıplamak için ertesi sabah babamızı uyandırmayı beklerdik.
Başka türlü değil zıplamak yatağın kenarına yaslansak,
annem direk olarak''Yatağa yaslanma''diye bağırırdı.O günler de geçti artık zaman başka,yatak düzeltme diye 
bir ritüel yok.
 Çoğu zaman yorganı kapatıyoruz. Tam takım nevresim ile yatak düzelmiş oluyor.
Yatak takımları da o kadar emeğe rağmen bir kenarda hatırlanmayı bekliyor.
Bizden önceki kuşak bile kullanamamışken bizler ne yapalım.
Bizden sonrakiler ise hiç hatırlamayacak.

24 Kasım 2011 Perşembe

Arnavut Ciğeri

Kayınvalidem den öğrendiğim.
Yıllar içinde giderek daha da başarılı olduğum bir tarif.
Çocuklarda çok seviyor.
Benim kurtarıcı menüm.Yanına salata filan yapmak gerekmiyor.
Tek başına doyurucu oluyor.
Sizlerle bu menüyü paylaşmak istedim.
18 yıldır yapıyorum her yapışla birlikte deneye,yanıla,sora bir sürü püf biriktirmişim.
Püf Noktası


MALZEMELER:
Kuzu yada dana ciğeri(4kişi için 300-500 gr.)
Un,tuz,karabiber.
ayçiçek yağı (başka yağlar ciğerin tadını ağırlaştırıyor)
yeşil yada kuru soğan 
Patates
Maydonoz
YAPILIŞI:
Öncelikle soğanları ince ince kıyıp servis tabağına yerleştiriyorum.
Patatesleri kızartıp soğanların kenarına yerleştiriyorum.
Ciğerleri küp küp doğrayıp yıkıyorum.(yıkanmaması gerekir diyenlere inat)
Suyunu süzüp tel süzgeçin üzerindeyken altına kuru bir tabak koyarak un,tuz,karabiber üçlüsünü üzerine serpip hiç ellemeden (ellerseniz unlar ciğerin suyu ile hamurlaşıp birbirine yapışıyor) süzgeçi sallayarak ciğerlerin her tarafını kaplamasını sağlıyorum.
Süzgeçten akan fazla unlar da alttaki tabağa toplanıyor.
O unları ciğererler iyice unlanana kadar kullanıyorum.
Diğer yandan geniş bir tavada ayçiçek yağını ısıtıyorum.
Yağı tavanın tabanını kaplayacak kadar koyuyorum.
Isınan yağa ciğerleri yine el değmeden bırakıyorum.
Tavaya değen yüzeylerin kızardığına kanaat getirince tahta bir çatalla ciğerleri karıştırıyorum.
Ciğer çok çabuk pişiyor.
Biraz fazla kalırsa kuruyor hatta yanıyor.
Dikkat etmelisiniz.
Yağını süzerek soğanların üzerine patateslerin ortasına ciğerleri yerleştiriyorum. 
Üzerine maydanozları kıyıp serpiyorum.
AFİYET OLSUN...

20 Kasım 2011 Pazar

Kanaviçe Dergisi

İlk sayısından beri takip ediyorum.3 ayda bir çıkıyor.
Ben çıkacağı ay bayilerden gözümü ayıramıyorum. 
Dergiyi gördüğüm anda satın alıp doğru eve...Çünkü... dergi ile arama kimseler giremez...
Bir kaç saat sadece dergi ve ben...
Eylül ekim 2010 sayısının kapağındaki tepsi örtüsünün,masa
örtüsünü işlemeye başladım.
Kanaviçe Dergisi

Kanaviçe Dergisi Masa Örtüsü Modeli

Kanaviçe Dergisi


İnanılmaz güzel oluyor yağlı boya tablo sanki 
Sürekli şablonu takip etmek sabır istiyor.
Daha öncede çok kanaviçe işlemişdim.
Genelde birbirini takip eden desenleri ve sayıları ezberliyorsunuz.
Bu model öyle olmadığı için çok zor ilerliyor ama sonuç memnun edici.
Bitirir bitirmez yeniden paylaşacağım.
Sizlerinde sabır göstermeniz gerekiyor.
BENİ TAKİP EDİN :):):)

19 Kasım 2011 Cumartesi

Elmalı Kurabiye

Yıllardır elmalı kurabiye yapmaya çalışırım.
Her seferinde bir daha yapmayacağım derim.
Bu sefer oldu:) Hem de nasıl güzel oldu...
Tarif için BURAYA tıklayın...
Aslında bayramdan önce elmaların tazeliğini kaybettiğini görüp onlarla turta yapmaya karar verdim.
İçi hazırladım.
Evdeki hesap çarşıya uymadı.
Margarin yoktu,ceviz azdı.
Derken içi dondurucuya koydum.
Nasip bu güneymiş,nasıl da iyi oldu.
İçi az gelince kalan hamuru da marmelatlı kurabiye yapıverdim.
Marmelat yerine böğürtlen reçelini kullandım.
(Biraz bekleyince reçel kurabiyelerimi terk etti ama:))
Mutlaka deneyin çok güzel bir hamur.
Bu hamurla neler neler yapılır...
Tarifi okuyunca hamurun çok yağlı olacağını düşünmüştüm.
Ama çok güzel bir hamur oldu.Bayağıda bereketli tam 4 büyük tepsi kurabiyemiz oldu.
Bu işe en çok çocuklar sevinecek.


Elmalı Kurabiye Tarifi

Kurabiye Hamuru Tarifi

Elmalı Kurabiye

11 Ekim 2011 Salı

Patchwork Yatak Örtüsü

Sabrın sonu selamettir.
Sabırla yaptım amaaa değdi doğrusu.
Yorganlama yapmak gözümü korkutmuştu.
En kolayı oymuş.
Belkide çok teferruatlı yapmadığım içindir.
Yorganlamanın da bir çok çeşidi varmış.
Kullandığım elyafta biraz kalın olmuş.
Aldıktan sonra fark ettim.
Önüme gelen ilk dükkana girip sorunca adamcağız
bundan alıyorlar ama ne yapıyorlar bilmem.
Yorgan olur mu ? sen bak bakalım dedi.
Yorganlama deyince yorgan yapacağım sandı
herhalde deyip,derdimi anlatmaya çalışmadım.
Meğer daha sonra girdiğim tuhafiyede gördüm ki
kalınlıkları farklı en az 4 çeşit elyaf varmış.
Benim yatak örtüsü de böylece kalınca bir örtü,
incece bir yorgan kıvamında oldu.
Bittiği gün kardeşim geldi.Koltukta uyuya kaldı.
Bende üzerini örttüm.Bu yüzden biraz kırışık görünüyor.
Resimliyemeden kullanılınca!!!!!
Kırkyama

Daha önce Patchwork 'ün ne
kadar zahmetli olduğunu söylemiştim.Ama yinede çok zevkliydi. Yenilerini yapar mıyım?
Bakak görek....

28 Eylül 2011 Çarşamba

Kuzenime

Kuzenim evleniyor.Teyzem,anne yarım,
ablam,arkadaşım,sırdaşım...
İlk mürüvvetini görecek ne yapsam az.
Elimden geldiğince...
Elimden çıkmış bir şey yapayım dedim.
Maşallah eksik olmayınca hisseme banyo düştü.
Renk seçimi kuzenime ait tasarım ben denizin...


İYİ GÜNLERDE GÜLE GÜLE KULLANSIN
ALLAH ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR BAHŞETSİN

12 Eylül 2011 Pazartesi

Patchwork yada Kırkyama

Bu nasıl zahmetli bir iştir.Üstelik çok baştan sağma yaptığım halde.
Bu kırkyama işi tam bir delilik...
Kotlarla yaptığımda bir çeşit kırkyamaydı ama...
Bu başka...
İtiraf ediyorum.
Cetvel kullanmadım.El dikişi yapmadım.
Ciddiye de almadım.
Patcwork'e gönül verenler kızmayın.
Tek söyleyebileceğim bu bir tutku.
Parçalar birleştikçe iş büyüdükçe, heves ve heyecanda büyüyor.
Yarım bırakmadım. 
Bu sebepten dolayı...
Beni af edersiniz herhalde???...
Kırkyama



Önce bu kareler birleşti.
Sonra onları dört parçaya böldüm. 

Kırkyama Modeli
Bütün yaz boyu yavaş yavaş biriken bu kareleri birleştirme zamanı geldi.

Model Birleştirme
Yan yana birleştirmeden nasıl görünecek merak ettim.
İnşallah sabrım yeterse birleştirmek nasip olur.

Patchwork Yapımı

Birleştirip yorganlama yapılacak,astarlanacak,kenarı temizlenecek,sizinle paylaşılacak.....
Bana kolay gelsin!!!!


9 Eylül 2011 Cuma

İnci Kolye

Arkadaşım umreden güzel bir inci tespih getirmişti.
İnciyi tespih olarak kullanmak pek pratik değil.
Zaten O da sanırım alırken kullanım amacını değiştiririm,
diye düşünmüş.Bunu ima edince tespihten kolye yaptırdım.
Çok güzel oldu.
Bir kaç kişi resmini yollamam için beni arayınca yayınlamaya karar verdim.
Bende tasarımı başka bir arkadaşımda görmüştüm.Onun taneleri daha iriydi.Püsküllerde gümüş boncuklardan yapılmıştı.


Ben yıllar önce İzmir'de bir sokak satıcısından ipe dizilmiş 
3 sıra kum inci almışım.
Gerçek olduklarını bilmiyordum.
Eşimi beklerken öylesine bir tezgahta zaman geçirmiş 
bir şey almak zorunda kalmış,aman neyse şunları alayım demiştim.Çok da az bir para vermiştim.
Zaman ve mekan aklımda değil.Tek hatırladığım uzak doğulu bir satıcı olduğu ve tezgahta bir sürü lüzumsuz ve kim alır acaba denilecek kadar saçma şeylerin olduğu...
Modası ve kullanım şekli çok eskilerde kalmış paketi açık tül çoraplar,Sovyet askerlerinin (çekiç ve orak kabartmalı metal) üniforma düğmeleri,yanmış nihaleler filan....
Ivır zıvır kutusunun içinden çıkıp kolyeme püskül oldular.
Gümüşçü onları görür görmez bunları başka kolye yapalım.
Kalanları getir de dedi.
Hepsi bu kadar deyince:''Bunları başka bir yerde değerlendirelim.Bunlar bu tespihten daha değerli.'' dedi.
Yıllardır nerelerde gezdiğini ,benim onları nasıl zoraki aldığımı,kaç para verdiğimi bilse....
Sonuçta gün ışığına çıktılar.
Farkında olmadan nasıl değerler kaçırıyoruz.Bazen bizim gözümüzün görmediğini başkaları fark ediyor.Bazen cahillikten,bazen umursamazlıktan,bazende bilerek.
En kötüsü bilerek değerleri yok etmek sanırım.
Kolyeden nerelere geldik.Hayatta her şey bizim için çok değerli olmalı,anı yaşarken değer katarak yaşamalı...
Kum inciler benim için bu kolye sayesinde değer bulmuş oldu.Ama bir gerçeği hiç unutmamam gerektiğini de onlar sayesinde hatırladım.Asla hiç bir şeye değersiz gözü ile bakmamalı. Mutlaka birileri için çok şey ifade ediyordur.









8 Eylül 2011 Perşembe

Eski Kotlar Pike Oldu

Eski kotları birilerine vermek hep dert olmuştur.
Yani benim için öyledir.
Kendi kotlarımı uzun uzun giyerim ya modası geçer ya da
artık tülbente döner. 
Benim giymediğimi başkası ne yapsın.
Çocukların ki de zaten dizlerinden delinmiştir,
Ben onları kesip önce kapri sonra şorta dönüştürmüşümdür.
Tabi kesilen parçalar belki lazım olur diye saklanmış....
Derken bir koli dolusu kot ve kot parçaları...
Kardeşimde dört tane artık bol gelen kot pantolon getirince
Benim için kafa yormak farz oldu...




Öncelikle rast gele birleştirdim.35cm eninde 2.30 cm boyunda 6 tane şerit oluştu.2 tanede 20cm eninde şerit yaptım


Daha sonra 1 geniş,1 dar,3 geniş,1dar,1geniş
parçayı birleştirdim.Altını kırmızı alpaka (nevresimlik pamuklu) kumaşla temizledim.Hem pike hem yatak 
örtüsü oldu.Biraz ağır oldu ama çok dayanıklı oldu.
Oğlum akşama kadar üstünde tepiniyor, sabaha kadar 
altında yatıyor...






18 Mayıs 2011 Çarşamba

Hamsili Pilav

Karışık mutfaktan çıkan ilk o oldu.

Bütün kış yaptım yapıyorum derken...
Sonunda yaptım oldu.
İlk defa denedim.Oğlum arkadaşından duymuş,
İstedi nasıl yapılıyor diye biraz araştırdım derken sonuç budur.
Tadı da enfes olmuş...

5 Mayıs 2011 Perşembe

Hediye

Yeğenlerime birer hediye götürdüm.
Çok beğendiler....
Ben de hazırlarken çok mutluluk duydum.
Daha önce böyle bir şey yapmamıştım. 
Leyya'nın blogunu takip ederken ben de yaparım dedim.
Elimde sadece kumaşlar ve dikiş makinesi vardı.
Bir gecede ansızın dikmeye karar verince ortaya çıkan çantalar bunlar....
Daha sonra yenileri gelir mi?.... Bilmem!!! 




24 Şubat 2011 Perşembe

Artık kaşıklığımın daha neşeli olduğunu
düşünüyorum.
Çünkü onu bir güzel zımparaladım.
Beyaz astarla 3 kez boyadım.
Üzerine antik bordo ile eskitme yaptım.
Fotoğrafta pespembe görünse de...
Üst kapağa ve çekmecelerin üzerine
Metalik altın ve antik bordo ile doğal sünger
Kullanarak patine yaptım.
Pembe saten ile içini kapladım.



Cep telefonu ile ancak bu kadar...

Modifiye Kaşıklığım

Nereler deyim?
Acemi olunca ...
Aklım fikrim blogda ama 
Yaptıklarımı resimleyememek
Beni tembelleştiriyor.
Kaşıklığımı modifiye edeli neredeyse
1 ay dan fazla oldu.
Güya adım adım anlatacaktım ...
ÖNCESİ


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...